Kağızmanlılar Kültür ve Yardımlaşma Derneği

Arşiv

Şairler – Yazarlar

Bican Veysel YILDIZ
bvy-foto
30 Ocak 1963’te Kars’ın Kağızman ilçesinde doğdu. İlkokulu ve liseyi Kağızman’da bitirdi. A.Ü. Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü’nde öğrenim gördü. Erzurum ve İstanbul’da edebiyat ve Türkçe öğretmenliği yaptı.
İlkokul üçüncü sınıftayken ilk şiirini yazdı. Düz yazı çalışmalarına ise lise yıllarında başladı. Değişik dergi ve gazetelerde yazar, yayın yönetmeni ve sanat danışmanı olarak görev aldı. Mina, Aktif Test ve Aktif Eğitim dergilerinin kuruculuğunu ve genel yayın yönetmenliğini yaptı.
Bazı şiirleri bestelendi.
Çeşitli televizyon ve radyo programlarına; konferans, seminer ve panele konuşmacı olarak katıldı.
Anadolu’da altmışa yakın okula kitaplık ve kütüphane kurdu.
Yayımlanmış kitapları:
Damlalar Şiir-1984), Kağızmanlı Cemal Hoca – Hayatı, Sanatı ve Şiirleri (Halk Edebiyatı Araştırması-1985), Hikâye-i Heft Peyker (Osmanlıca’dan Yeni Yazıya Aktarma-1990), Türkçe Anadolu Lisesi Hazırlık (1997), Türkçe 6 Anadolu Lisesi Temellendirme (1998), Türkçe-7 Anadolu Lisesi Önhazırlık (1998), Sınava Doğru Türkçe 8 (LGS Hazırlık 1999), Sınava Doğru Türkçe 7 (LGS Hazırlık 2000), Sınava Doğru Türkçe 6 (LGS Hazırlık 2000), Öğretmen Şiirleri (Antoloji 2003), Anne Şiirleri Güldestesi (Antoloji 2005), Yağmur Hatıraları (Genç Yazarlar Yetiştirme Proje Uygulaması 2008), Yaz Kurslarında Bilgiyi Bilince Dönüştürme Etkinlikleri Seti (2007), Öğretmen Bilgi Bankası (CD – 2007)

Metin TURAN
METİN TURAN
1966 Kağızman doğumlu olan Metin Turan, Kağızmanlı büyük şair ve alim Camuşlulu Cemal Hoca’nın torunudur. İlk öyküsü 1981 yılında yayımlandı. Ürünleri, Yazko Somut, Oluşum, Günümüzde Kitaplar, Yeni Sanat, Sanat Rehberi, Yeni Şiir, Varlık, Cumhuriyet Kitap, İmece, Özgür Gelecek, Damar, Berfin Bahar, Edebiyat ve Eleştiri, Folklor, Türk Folkloru, ODTÜ Halkbilim, Littera, Kül Öykü, Kebikeç gibi dergilerde yayımlandı. İmece ve yeni Şiir dergilerine yayın koordinatörü, Sanat Hareketi, Promete, Sendika, Anadolu Ekini, Ürün, Mecaz ve Praksis dergilerine sahip sıfatıyla katkıda bulundu. 1994 yılından bu yana folklor/edebiyat dergisinin yayın yönetmenliğini yürütüyor.
“O Şehr-i Edirne” adlı şiiriyle 2003 yılı Makedonya Cumhuriyeti, Çalıklı Bahar Şenlikleri Türk Dünyası Şiir Birincilik Ödülü’nü, Suları Islatan Mecnun kitabıyla da 2004 yılı Ruşen Hakkı Şiir Birincilik Ödülü’nü kazandı.
Şiirleri; Almanca, Lehçe, Romence, Ukraynaca ve Rusça’ya çevrildi. Suları Islatan Mecnun, 2005 yılı içerisinde Ukrayna ve Azerbeycan’da da, o ülke dillerine çevrilerek yayımlandı.
Kağızmanlı Cemal Hoca, Ozanlık Gelenekleri ve Türk Saz Şiiri, Aşık Veysel, Kul Himmet, Türk Halk Edebiyatı yayımlanmış kitaplarından kimileridir.

Sait_Kucuk
Aşık Miskini (Sait Küçük)
1964’te Kağızman’da doğdu. Asıl adı Sait Küçük’tür. İlk ve orta öğrenimini Kağızman’da yüksek öğrenimini ise Kars’ta tamamladı. Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Sosyal Bilimler Bölümünü bitirdi.
Kuzeydoğu Anadolu aşıklık geleneği ve şiiriyle büyüdü. Şiir yazmaya ve bağlama çalmaya ortaokul yıllarında başladı. İlk serbest şiiri 1984 yılında Milliyet Sanat dergisinde yayımlanarak “Genç Şairler Antolojisi”‘nde yer aldı. Sadık Miskini mahlasıyla Folklor, Edebiyat, Nefes, Cem, Türk Edebiyatı, Aşık Veysel dergilerinde halk şiirleri yayınlandı. Ayrıca çeşitli sanatçılar tarafından bestelenip söylenen şiirleri/türküleri Arif Sağ, Songül Karlı, Seher Dilovan, İsmail Özden gibi sanatçılar tarafından okunarak geniş çevrelerde duyuldu.
Şiirle olan ilgisinin yanında yöre türkülerinin derlenmesi, yöre aşıklarının eserlerinin başka kaynaklara aktarılması gibi çalışmalarda da bulunmaktadır.Kağızman folklor derneğinin kurucularından ve başkanlarından olan Sait Küçük “folklor derneğinin sesi” isimli bir gazete çıkardı.
Daha çok heceyle yazdığı şiirlerle bilinen Miskini, bunun yanında divan şiiri, serbest şiir gibi öteki türleriyle de ilgilenmekte ve yazmaktadır. Ayrıca her şeyi ile Kağızman’ı anlatan “Kağızmana Ismarladım Nar Gele” isimli kitabı hazırlayan üç kişiden birisidir Miskini. Evli ve iki çocuk babası olan miskini halen Kağızman’da yaşamaktadır.

Sabiha Ateş ALPAT
Sabiha_Ates_Alpat
Yazar Sabiha Ateş Alpat, Kağızmanlı Ateşyenler sülalesinden Şair Mennanî’ (Yemen Dede Ateş)nin kızıdır. 1964 yılında Digor ilçesinde dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Digor ve Kağızman’da tamamlayan yazar 1980 İhtilali’nden önce, ülkede ve özellikle doğuda olan karmaşa nedeniyle ailesiyle Kocaeli’ye yerleşti.
Kocaeli’de çalışma hayatına atılan Alpat 18-20 yaşlarında işten ayrılarak İslamî ilimleri tahsil etmeye başladı. Usul derslerinin yanında Arapça öğrendi. Şiir ve edebiyata merakı, halk şairi olan babası Yemen Dede Ateş (Mennani) vesilesiyle oldu. İlk olarak “Ana Yüreği” adlı romanını yazar. Çok beğenilir ve arkası gelir.
2006’da Kocaeli Zamanın Zeynebi Duyarlı Hanımlar Sosyal Yardımlaşma Derneği’ni kurdu.
Kocaeli ‘de yerel bir radyoda program yapımcılığı ve sunuculuğunu yapmaktadır.
Bir müdddet Özgün İrade, Özgün iradenin Aile eki ve Genç Birikim dergilerinde yazıları yayımlandı…
Kağızman’dan evli ve İzmit’te ikamet eden yazar, çalışmalarına devam etmektedir.
Yazarın yayınlanmış Kitapları: Ana Yüreği, Ölüm Çiçekleri, Zamanın Zeynebi, Sarsılmadan Uyanmak, Kardeş Kurşunu, Yozlaşmış Duygular, Güneş Doğudan Doğar, Evladımı Geri Verin, Modernizmin Kurbanları, Sılaya Hasret, Kur’an’ın Gölgesinde, Zulum Yağdı Burası Irak

13708Faik BULUT
1950 yılında Kağızman’da doğdu. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim İş Bölümü öğrencisiyken okulu terk etti. 1972’de Suriye üzerinden Lübnan’daki Filistin Kurtuluş Örgütü kamplarına katıldı. İsrail askerlerinin bir operasyonuyla yaralı olarak ele geçirilip tutuklandı. İsrail’in FKÖ kampına yönelik 1973 operasyonu sırasında kampta beş kurşunla yaralandı ve sağ olarak ele geçirildi. MOSSAD tarafından 20 gün sorgulandıktan sonra İsrail yargı organları tarafından hapis cezasına çarptırıldı. 1980’e kadar ceza evinde kaldı. İsrail’de 7 yıl 2 ay tutuklu kaldı. Yazar olarak hayatını sürdürüyor.
Ortadoğu konusunda önemli bir isim olan Faik Bulut, birçok televizyon programına konuşmacı olarak katılmaktadır.
Eserlerinden bazıları: Filistin Rüyası, İsrail Zindanlarında 7 Yıl, Arafat’ı Kızdıran Sürpriz Karşılaşma, Cengiz Çandar’ın Gerçek Yüzü

Hikmet AKSU (Ozan Cemalî)HİKMET AKSU
1949’da Kağızman’ın Kötek nahiyesinde doğdu. 1972 yılından başlayarak otuz üç yıl öğretmenlik ve idarecilik yaptı. Şiire merakı ortaokul yıllarında başlar. Ozan tarzı şiirlerinde Cemali mahlasını kullanmaktadır. Şiir ve düz yazılarında köy, doğa, ekmek, emek, hayat ve aşk temalarını işledi. Bir dönem Kağızman FM rodyosunda Gönülden Damlalar programını hazırlayıp sundu.
Şiirleri, öyküleri, makaleleri yerel gazetelerde, radyoda, İstanbul’da yayın hayatını sürdüren Serhat Kültür Dergisi ve Siyasal Birikim gazetesinde yayınlanmaktadır. Birçok şiiri bestelenmiştir.
İlk şiir kitabı Kalp Sızıntısı 2005’te yayımlandı. Yayınlanmış eserlerinden bazıları: Kelebeklerin Prensi, Çocukluk Yılları, Yılan ile Kurbağa, Gümüş Süpürge, Küçük Kulaklı Oğlak, Can Kırıkları, Kalp Sızıntısı, Karlar Yağıyor Gözlerime, Dil Okudu Kalem Yazdı, Kalp Sızıntısı, Çiy Taneleri, Gümüş Süpürge, Kelebekler Prensi, Küçük Kulaklı Oğlak, Yılan İle Kurbağa, Çocukluk Yılları

Serkan GÜNEŞSERKAN GÜNEŞ
1986’da Kağızman’da doğdu. İlkokul ve liseyi Kağızman’da okudu. Eskişehir A.Ü. Sosyal Bilimler Bölümü’nü bitirdi. Erzurum’un Tekman ilçesi ve Kağızman’ın Kuloğlu köyünde öğretmenlik yaptı.
2003’te katıldığı şiir yarışmasında İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Kadir TOPBAŞ’tan teşekkür belgesi aldı. 2013’te Ankara Empati Sanat ve Gösteri Merkezi şiir okuma yarışmasında 2. oldu.
Uzun yıllar halk oyunları da oynayan Serkan Güneş, Ankara Beyaz Düşler özel tiyatrosunda çalışmakta. Ayrıca Deniz Yıldızı, Unutma Beni, Rüzgarlı Sokak, Behzat Ç., Hıyanet Sarmalı adlı dizilerde oynamıştır. Şiir, dram, oyunculuk, mankenlik, üflemeli çalgılar ve saz eğitimi almıştır.
Şiirlerini lirik, epik pastoral, serbest şiirler, yer yer halk diliyle, yedili ve sekizli hece vezniyle mani tadında imgeli süslemelerle yazıyor.
Güneşin Batışı isimli 2009’da yayınlanmış bir kitabı vardır.

7 Yorum Şairler – Yazarlar

  • Hüseyin Çiftçi demiş ki:

    Kağızmanlıyız

    Üç yirmi altmışlık delikanlıyız
    Ne ova ne yayla ne de dağlıyız
    Gönülden sımsıkı her dem bağlıyız
    Sevmişiz bir kere Kağızmanlıyız.

    Sevdayla yoğrulmuş toprağım benim
    Sevgidir işimiz hiç yoktur kinim
    İnsanı insanca sev diyor dinim
    Aşık HIFZI ile Kağızmanlıyız.

    Yaratmış Yaradan maharet vermiş
    Aramış dostluğu Hak yolda bulmuş
    Türküler söyleyip destanlar yazmış
    CEMAL HOCA ile Kağızmanlıyız.

    Şahların şahıdır YUSUF SEZAİ
    Görmedi ömründe bir an sefayı
    Çileyle yoğruldu çekti cefayı
    HALİS ÇETİN ile Kağızmanlıyız.

    Tütya süsen kokar menevşe açar
    Bingöl’den Hazar’a durmadan akar
    Aras boylarında türküler yakar
    MUSTAFA TURAN’la Kağızmanlıyız.

    Seherde öterken İshak kuşları
    Gözümden dökülen gurbet yaşları
    SAMİHİ YETİMİ cümle dostları
    Gurbette özleriz Kağızmanlıyız.

    İğde çiçeğiyle gelir kokusu
    Türk Kürt Acem birhoş dokusu
    Elinde sazları aşık ordusu
    GÜLDEREN LEMİNLE Kağızmanlıyız.

    Sazıyla sözüyle Usta MİSKİNİ
    Gönlümde dostlukla almış yerini
    Ekmeye katınca alın terini
    Tadına doyulmaz Kağızmanlıyız.

    Aşıklar sultanı bir destan HIFZI
    Ezelden rahmetle yazılmış yazgı
    Sağ yanı toprakta atmıyor nabzı
    SEFİL BAYKUŞ İLE Kağızmanlıyız.

    Hepsi bu kadar mı daha neler var
    Silahsız mermisiz sözle vurdular
    Atan damarımda güzel adın var
    Saymakla bitermi Kağızmanlıyız.

    Hüseyin gurbette özler sizleri
    Yağmur gbi yaşı döker gözleri
    Bilseniz kalbimde saklı gizleri
    HİCABİ MESULİ Kağızmanlıyız.

    Hüseyin Çiftçi

  • Hüseyin Çiftçi demiş ki:

    Turnaların Göçe Durdu Kağızman.

    Turnaların Göçe Durdu Kağızman ( Şiirin Başlığı Vahdettin Yılmaz’ın bir yazısından alıntıdır)

    Bağlar gazel olmuş sararmış yaprak
    Biçilmiş tarlalar kurumuş toprak
    Yar selam yollasa selamın alsak
    Turnaların göçe durmuş Kağızman.

    Çırpılmış cevizler çekilmiş köme
    Allahın seversen yazsan bir name
    Boşuna gamlanıp unuttu deme
    Pestili cevizi güzel Kağızman

    Uzun elma heveng olmuş dalında
    Nazlanan güzeller hala yadımda
    Gözüm kaldı bilsen yar yanağında
    Armudu elması güzel Kağızman.

    Yanınca tandırlar dumanı tüter
    Baharda menevşe tütüya biter
    Gagala ekmeğin kokusu yeter
    Ketesi çöreği güzel Kağızman.

    Yetişmiş dutların gelmiş dutkuşu
    Toprakkale kümbet diktir yokuşu
    İlk heyecan maral yarin bakışı
    Unutulmaz bir hoş olur Kağızman.

    Dutları sallarlar sabahtan erken
    Kaynar kazanlarda şire kaynarken
    Tahta kaşık kevgir sıra beklerken
    Cevizli haşılın güzel Kağızman.

    İğde çiçek açmış gelir kokusu
    Beste beste gezer dilde türküsü
    Aşıkların bu beldeye tutkusu
    Bitmez söyler bir hoş olur Kağızman.

    Ağaçların gelin olur bezenir
    Arıların binbir çiçek gezinir
    Bu hasretlik elbet bir gün çözülür
    Bal peteğin bir hoş olur Kağızman.

    Ne kadar güzeldir birbilsen yazı
    Kızların bağlarda çekilmez nazı
    Barbaşını çeksem alsam o hazzı
    Düğünü bayramı güzel Kağızman.

    Eser bad-ı sabah hoştur havası
    Gözler hurma saçlar gece karası
    Gözü çıksın garip gurbet burası
    Hasretinde bir hoş olur Kağızman.

    Değirmen misali başım döndürür
    Buz gibi suların ateş söndürür
    Korkarım ki bu dert beni öldürür
    Özleminde bir hoş olur Kağızman.

    Baharı çok güzel kışı çok serttir
    Göç verdi memleket bu bana derttir
    Aslını unutan elbet namerttir
    Vefalı insanın güzel Kağızman.

    Deli deli akar çağlar Aras’ın
    Ey olmaz yarama merhem vurasın
    Bana yar olmadın kime yaransın
    Sevdan ile başım hoştur Kağızman.

    Kötektir nahiyen altmış üç köyün
    Kuzular meleşir doğurmuş koyun
    Terçuvan’dan gelir buz gibi suyun
    Koyunu kuzusu güzel Kağızman.

    Kimler geldi geçti kimler buradan
    Yaratmış överek ulu Yaradan
    Vadesi geleni alır sıradan
    Hüseyinim vadem sende Kağızman.

    Hüseyin Çiftçi 02-11-2008

  • Hüseyin Çiftçi demiş ki:

    Kuyruk Sallama

    Nemli gözler ile bakma peşimden
    Mahsustan üzülüp kara bağlama
    Bilirim memnunsun bu gidişimden
    Yalandan ah vahla kuyruk sallama.

    Dönüpte baksana rezil haline
    Revamıydı girdin sen vebalime
    Umarım Allahdan ol lime lime
    Yalandan ah vahla kuyruk sallama.

    Uzaktan bakıpta boyun büküşün
    Ellerin koynunda yere çöküşün
    Yıllarca sürsede geri dönüşün
    Beklerim deyipte kuyruk sallama.

    Son ömrümde bana ne yazık ettin
    Varolan derdime ne dertler kattın
    Mübarek sevgimi bir pula sattın
    Yeminin boşuna kuyruk sallama.

    Sen dengini buldun benden uzaksın
    Mazlumun ahını kapan tuzaksın
    Niyazım mevladan senide yaksın
    Gayretin boşuna kuyruk sallama.

    Açtığın yarayı sardı Hüseyin
    Kıymeti kalmadı artık birşeyin
    Sen gibi soysuza daha ne deyim
    Defol git başımdan kuyruk sallama.

  • Serkan GÜNEŞ demiş ki:

    Cennet Sensin Kağızman…

    Yeşil yeşil bağlarınla
    Arşa çıkmış dağlarınla
    Buzdan soğuk sularınla
    Cennet sensin Kağızman

    Türlü türlü meyvelerle
    Bağ bostan gezmelerle
    Çayır çimen ezmelerle
    Cennet sensin Kağızman

    Bayramlarda seyranlarda
    Kolu komşu gezmelerde
    Yeyip içip eğlenmede
    Cennet sensin Kağızman

    İshak kuşunun sesleriyle
    Baykuşun gözleriyle
    Tutkuşunun renkleriyle
    Cennet sensin Kağızman

    Geleneğinle göreneğinle
    Okuyanınla yazanınla
    Kazma kürek kazanınla
    Cennet sensin Kağızman

    Kağızman’a ısmarladım türkünle
    Recep Hıfzı gibi şairlerinle
    Sefil Baykuş gibi eserlerinle
    Cennet sensin Kağızman…

    Serkan Güneş

  • Hikmet Yaşin (1941 Kağızman doğumlu kağızmanlı) demiş ki:

    KOPMASIN

    Kağızmanlı,
    çiçek bastı elmaların dalları
    çeşit çeşit kokuyor
    has bahçenin karanfilleri.
    Kağızmanlı çocuk,
    ayağı çarıksız, kuzu güder baharda güzde
    elinde bir parça ekmek, katık ne gezer
    ağzında aynı marşla okula gider,
    ‘Kağızman dağlarında çiçekler açar’
    Gökyüzünde turnalar, sesi gelir, Aras çağlar
    al yeşil giysili, serpilmiş oğlanlar kızlar
    tarlada taş toplar, ağızlarda türküler
    ‘Kağızman’a ısmarladın nar gele nar gele’
    Kimi gurbette kimi evde, Kağızmanlı babalar,
    dut silkeler, yanlarında yaşmaklı analar,
    bağlarda kazanları kurdu, başladı kaynatmalar
    döküldü kömeler, pestiller, içlerinde ceviz
    biz Kağızmanlılar maharetli ve seveceniz.
    Kış bastı, atlar süslenmiş, hazır kızaklar
    lapa lapa yağan kar, çiçekleri gizler
    üstlerinde keklikler, kıskansın kayalıklar
    al canını yanına geç Aras’tan
    haydi Kağızmanlı,
    baş gösterdi kardelenler,
    toplama ellerine
    sar kollarını yanındaki yarinin incecik beline
    iki dörtlük de Kağızmanlı Hıfzı’dan
    inlesin dağlar,
    vur sazın teline teline

    Hikmet Yaşin
    23 Mart 2005
    Buca

  • Hikmet Yaşin (1941 Kağızman doğumlu kağızmanlı) demiş ki:

    UNUTAMAM SENİ

    Yetinemiyorum düşlerime girmenle
    Nasılsın kimler gezinmekte hasbahçende
    Karanfillerin kokusu aynı mı, ya koklayanlar
    Kiminle, neredeler o günkü çocuklar
    Hadi sen söyle, dutların aynı mı bağlarında
    Türkülerin var mı, sevenlerin dudaklarında
    Suların aynı mı, yarpuz kokulu pınarlarında
    Elli yıl öncesi gibi kal hatıralarımda
    Ben sana küsmedim, inan bitmez sevdam
    Senden uzak kalışım, özgür yaşam kavgam
    Bilsen nedenli özlemişim çiçeklerini
    seni görmeden kapatmam gözlerimi
    Kağızman’ım.

    Hikmet Yaşin

    25 Haziran 2007
    K.Yalı-İst.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir